Kayıtlar

Hafızada kişi kayıpları

 Bazı anılar vardır sadece olayları hatırladığın, şarkıları hatırladığın kişiyi bir türlü hatırlayamadığın.   Biri bir şey anlatır ama anlatanı hatırlamazsın.  Biri bir kitap tavsiye eder kitabı hatırlarsın, kitap hakkında ki yorumunu da hatırlarsın. Ama kişiyi hatırlamazsın.  Öyle bir şey işte hafızada kişi kayıpları.

Kimle gidilir?

"Venedik'e gitmek istiyorum " diyorum "Tam aşk şehri sevgilinle gitmelik ya da eşinle" diyorlar. Şuraya, buraya gitmek istiyorum diyorum hep sevgiliyle eşle gidilmelik yer oluyor. Anlamıyorum yalnızken gezilmiyor mu? Ya da arkadaşınla gidemiyor musun o yerlere? Anlamıyorum ben bu insanları. Tek başına çıkıp bir gün İstanbul'u gezmek istiyorum. Mesela bir arkadaşımla Roma'ya gitmek isterim. Yolculukta dedikodu yapmak ay pardon sohbet etmek. Kıyafetleri eleştirmek. Mağaza vitrinlerine bakmak isterim. Ne bileyim yakışıklı bir erkek görünce sevgiline ya da eşine "ay hayatım şuna bak ne hoş" diyemezsin. Saçma sapan fotoğraflar çekilmek isterim mesela. Tamam bunu sevgilinle ya da eşinle de yaparsın ama arkadaşın yerini tutmaz. Biz yalnızlar içinde Gezilecek yerler listesi yapında oralara gidelim bari. Nedir şu şuraya buraya tek başına gitsen olmaz mevzusu. Ben tek gezmek istiyorum belki. Eşim yanımda olursa böyle ıkına sıkıla vitrinlere bakmak i...

Akış

Resim
  Hayatın akışına kendini bırakmak ve bırakmamak diye bir şey var. Ben o akışa kendini bırakamayan insanlardanım. Bırakamazsın o akışa kendini bir türlü. Sanki kapılıp gidecekmişsin gibi hissedersin. Oysa kendini bu akışa bırakanlar bu durumdan ne kadar memnun. Hep müdahale etmeye çalıştıkça hep yön vermek istedikçe çok yoruluyor ve kaçırıyor insan birçok şeyi. Arkana baktığında pişman olduğun bir şey olmuyor ama kaçırdığın fırsatlara üzülüyorsun. Sonra kendini kaçırdığın güzel günleri, mutluluk vaat eden aşkları düşünüp kalbini ne zaman kilitlediğini düşünüyorsun. Ne zaman açacak biri gelir diyorsun. Ama o gelince anlayacak mısın onuda bilmiyorsun.   Yıllar geçiyor ve düşünüyorsun ne için ben böyle yaptım ? Kariyer? Okul? Hayatımı kendi ellerime almak için yaptım diyorsun. Oysa aracı amaç olarak görmüş ve kendini dışlamışsın kendinden. Sonra fark ediyorsun neye yaradı? O soruyu sorduğunda anlıyorsun hatayı nerede yaptığını. Kendime izin vermemişim mutlu olmak, neşeli olmak v...

Gülümseyin..

Gülmek; çoğunlukla güzel bir maske. Ağlarken bile gülebilmek en büyük ustalık. İçinizde kopan fırtınaları hani kimse bilmez anlatamazsınız sadece gülümsersiniz. Oysa bir deprem vurmuş ve her şey yerle bir olmuştur. Sanki hiçbir şey olmamış gibi gülümsersiniz. Esprilere gülersiniz anlamasanız bile. Birileri sizi dinlesin istersiniz hiç soru sormadan anlamlar yüklemeye çalışmadan. Kalbinizi siz açmadan görsün istersiniz. Siz gülerken bile ağladığınızı anlasın istersiniz. Sadece susup sarılıp dinlesin istersiniz. Sadece ister durursunuz, istediğinizle kalırsınız. Ne dinleyen olur ne de anlayan. Ama siz ne yaparsınız onların anlattıklarını hep dinlersiniz. O sizi dinlemez... Canınız yanar gülersiniz. Sonra gelir biri sorar ne gülüyorsun. Ağlasam daha mı iyi ? Hoşuna mı gider? Saçma. ne olursa olsun doğru kişi sorana, anlayana kadar gülümseyin.

Çocukken...

   Çocukken hatırlıyorum da her şey daha bir kolaydı. İnsanlara güvenmek, onlara inanmak. İletişim kurmak, ne istiyorsak aklımıza ne geliyorsa söylemek. Arkadaşlarımızla küslüklerimiz bile en fazla 10 dakika olurdu 11. dakikada oyuna devam ederdik. Annelerimiz uyarıları olurdu hep " aman yabancılarla konuşma" ama biz ne yapardık yinede konuşurduk ne olacak ki derdik. Her şeyi biliyoruz ya. istediğimizi söylediğimizde de "ayıp öyle denir mi" diye uyarılırdık. Yaz günlerinde terlemek pek umurumuzda olmazdı oyuna devam ederdik. Soğuk kış günlerinde de soğuk pek işlemezdi parmaklarımız morarsa dahi dışarıda oynardık. Bizi yine uyarırlardı " hasta olacaksın" diye. Annelerimizin sözünü dinlerdik ama kendimizce kaçamaklar yaparak. Mesela soğuk bir günde dondurma yemek gibi :)     Büyüdük ne oldu? İnsanlara güvenemez olduk. İletişim kuramaz olduk. Kavgalarımız ve küslüklerimiz uzun zamanlara yayıldı. Aylara, yıllara hatta son nefesimize kadar küs kaldık. Anneleri...

Neden?

  Bu hafta hangi şarkıyı beğendiniz? Hangi insanın aslında sizin için daha değerli olduğunu düşündünüz? Ya da daha değersiz olduğunu? Kimin gülüşü sizi derinden etkileyip içinizi ısıttı? Kim için fedakarlık yaptınız? Çok karışık sorular değil aslında neredeyse hepsi tek kelimelik. Belki cümle kurarak cevaplamak daha güzel olur. Hepsine yönelik tek soru "Neden?"  Neden o şarkı? Neden değerli? Neden değersiz? Neden etkiledi? Neden Yaptın? Bu sorulara cevapları bulduğunda insan bir hayli rahatlıyor açıkçası.    Her insanın kafasını kurcalayan sorudur Neden? Cevabı bazen bulunur bazen bulunmadan sessizce hiçleşir. Hadi bir düşünün bu hafta olanlar neden oldu? Yapılanlar neden yapıldı? Kendinizi kandırmaya çalışmadan kaçamak olmayan cevaplar verin. Bakın o zaman her şey ne kadar kolay olacak. En azından yük hafifliyor.   Ya da boş verin be her şeyi. Hayat böyle şeyleri kafaya takmak için çok kısa. Sorulara cevapları bulmaya uğraşırken hayatın akışı kaçıp gidi...

Değer, Değmez..

    Bazı insanlara gerekenden daha fazla değer vermen gerekir, bazılarına ise hiç vermemen gerekir. O kişileri çok iyi ayırt etmek gerekir. Galiba ben bu aralar onları ayırt edemiyorum. Kimilerine hak ettiklerinden fazla değer vermişim, önemsemişim. Kimilerine ise hak ettiğini vermişim ya da vermemişim.      Durum böyle olduğunda üzülüyor insan. Gereğinden fazlasını düşünmüşüm diyorsun kendine kızıyorsun. Hiç diyemiyorsun bu onların suçu diye. Çünkü biliyorsun buna neden olan birazda sensin. Ardından insanları daha az önemsemen gerektiğine karar veriyorsun. Hatta bazılarını hiç önemsememen gerektiğini anlıyorsun.     Kim ki o sen onu gözünde büyütüp, önemseyip o şekilde görüyorsun, kim? Hiçbir şey herhangi bir insan bir önemi yok aslında sen onun için iyi düşünmediğin sürece. Düşünmeyi bırakınca fark ediyorsun aslında hiç düşündüğün gibi olmadığını. Hak ettiklerinin senin düşündüklerinden iyi olmadığını anlıyorsun. Ardından bir boş ver diyorsun kendi...